Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş Pakistan'ın En Büyük Gazetesi The Express Tribune'e Yazdı

20 Ağu 2026

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Pakistan’ın en büyük gazetesi The Express Tribune’e değerlendirmelerde bulundu. İnsanlar olarak doğanın kusursuz döngüsünü model almamız gerektiğini ifade eden Ağırbaş, ''Üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeden, toprağı, ormanları ve su kaynaklarını korumamız mümkün değil. Doğada hiçbir şey boşa gitmez.'' dedi.

Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin küresel ölçekte karşılık bulan vizyonu ve himayeleriyle çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, iklim krizine karşı çözüm odaklı uluslararası mücadelesine kararlılıkla devam ediyor. 

Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecinde iklim krizine karşı küresel ölçekte somut ve uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar hız kazanırken, COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen hazırlıklar, Türkiye’nin iklim eylemi alanındaki deneyim ve birikimini uluslararası gündeme taşımaya hazırlanıyor. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, iklim değişikliğiyle mücadelenin yanı sıra kaynakların verimli kullanılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi ve atığın kaynağında önlenmesi gibi başlıkların küresel ölçekte ele alınacağı önemli bir buluşma olarak öne çıkıyor.

Bu kapsamda, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Pakistan'ın en büyük gazetesi The Express Tribune'e verdiği röportajda; küresel sıcaklık rekorları, eriyen buzullar ve hammadde krizleri karşısında “Sıfır Atık” yaklaşımının insanlık için en hayati iklim eylemi olduğunu vurguladı.

Ağırbaş, Batı Avrupa’da ortalamanın 3,05 derece üzerine çıkarak tarihi Haziran sıcaklıklarını ve Güney Atlas Okyanusu’nda eriyerek yok olan bir zamanların en büyük buzdağı olarak bilinen devasa ''A23a'' buzdağını hatırlattı. Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zinciri aksaklıklarının küresel pazarlarda yarattığı enerji krizine değinen Ağırbaş, tüm bu gelişmelerin birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

''Doğanın Kusursuz Döngüsünü Model Almalıyız''

Ağırbaş, “Bir yanda ısınan bir gezegenin yıkıcı etkilerine, diğer yanda doğanın geri döndürülemez kayıplarına ve kaynak bağımlılığının ekonomilerimizde açtığı derin yaralara şahitlik ediyoruz. Bu üç tablo bize tek bir gerçeği haykırıyor; gelecek, kaynaklar açısından daha verimli, daha döngüsel ve temel düzeyde çok daha az israfa dayalı bir yapıya sahip olmalıdır.'' dedi.

İnsanlığın her yıl Dünya’nın sunduğu yenilenebilir kaynakları henüz yedinci ayda tükettiğini ve doğal sermayenin 1.7 katının harcandığını ifade eden Ağırbaş, kullanılan malzemelerin yalnızca yüzde 6,9’unun ekonomiye geri kazandırıldığını vurguladı.

Fosil yakıtların hâlâ küresel enerjinin yüzde 80’inden fazlasını karşıladığına ve yıllık 2 milyar tonu aşan kent atıklarının devasa boyutlara ulaştığına dikkat çeken Ağırbaş, “Üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeden, toprağı, ormanları ve su kaynaklarını korumamız mümkün değil. Doğada hiçbir şey boşa gitmez. Bizler de doğanın bu kusursuz döngüsünü model almalıyız.” dedi.

''Amacımız, 'Atık' Kavramını Zihinden Tamamen Silmek''

2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin bugün dünya siyasetine ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına yön veren küresel bir modele dönüştüğünü hatırlatan Ağırbaş şunları kaydetti:  “Sıfır Atık sadece bir atık yönetimi veya geri dönüşüm programı değildir. Atık yönetimi, bu hiyerarşinin yalnızca son adımıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla şekillenen temel amacımız; israfı kaynağında önlemek, ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak ve ‘atık’ kavramını zihinlerden tamamen silmektir. Yıllık 1 milyar tonu bulan ve küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8-10’una sebep olan gıda israfını önlemekten, gıda güvencesini sağlamaya; elektronikten tekstile kadar her alanda döngüsel ekonomiyi tesis etmek zorundayız.”

''Kalıcı Başarı; Toplum ve Bireylerin Sahipleneceği, Günlük Hayata Aktarabileceği Pratik Çözümlere Bağlı''

Sıfır Atık yaklaşımının tarladan sofraya tüm tarım ve gıda sistemini kapsadığını belirten Ağırbaş; uygun depolama, taşıma ve lojistik çözümleriyle çiftliklerdeki kayıpların önüne geçilmesinden, evlerde bilinçli tüketim, gıda paylaşımı, kompost ve yeniden kullanım ile gıda israfının önlenmesine kadar bütüncül bir model sunduğunu vurguladı. Bu dönüşümün yalnızca çevreyi korumakla kalmayıp yeni istihdam alanları oluşturduğunu, geçim kaynaklarını iyileştirdiğini ve küresel gıda güvenliğini pekiştirdiğini ifade etti.

Aynı temel prensiplerin plastik, tekstil, elektronik ve sanayinin tüm hammadde kalemlerinde de geçerli olduğuna dikkat çeken Ağırbaş, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Sıfır Atık bize, iklimle mücadelede gerçek bir ilerlemenin yalnızca uluslararası müzakere masalarında sağlanamayacağını hatırlatıyor. Kalıcı başarı; toplumların ve bireylerin sahiplenebileceği, gündelik hayata aktarabileceği pratik çözümlere bağlıdır. Üst düzey politikalar ile saha uygulamaları arasında köprü kurarak, sürdürülebilir kalkınma ile iklim eyleminin el ele yürümesi gerektiğini somut olarak kanıtlıyoruz.”

Rekor seviyelere ulaşan buzul erimeleri, kavurucu yaz sıcakları ve 2021’den bu yana dünyayı sarsan enerji krizleri gibi küresel sınamaların dönüm noktasındaki bir dünyayı işaret ettiğini belirten Ağırbaş; tüm bu baskılara karşı kalıcı bir direnç inşa edebilmenin yolunun atığı daha oluşmadan, kaynağında önlemekten geçtiğini ve bunun en adil, en etkili çevre stratejisi olduğunu vurguladı.