Samed Ağırbaş, Yeni Şafak’a Yazdı: “Doğayla Uyumlu Bir Geleceği Birlikte İnşa Etmek”

27 Ağu 2026

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan yazısında plastik kirliliğiyle mücadeleden sıfır atık anlayışının yerelde güçlendirilmesine, alternatif malzemelerden küresel iş birliklerine kadar doğayla uyumlu bir geleceğin inşası için atılması gereken adımları değerlendirdi. Ağırbaş, Türkiye’nin Sıfır Atık deneyimini COP31 sürecinde daha ileri bir aşamaya taşıması gerektiğine dikkat çekti.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Yeni Şafak’ta kaleme aldığı “Doğayla uyumlu bir geleceği birlikte inşa etmek” başlıklı yazısında, plastik kirliliğiyle mücadelenin yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı ve Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin 2017 yılında öncülüğünü yaptığı Sıfır Atık Hareketi’nin Türkiye’den dünyaya yayılan güçlü bir dönüşüm vizyonu ortaya koyduğunu belirten Ağırbaş, bu anlayışın bugün plastik kirliliğiyle mücadelede yeni bir aşamaya taşınması gerektiğine dikkat çekti.

“Kıyılarımız Tehdit Altında”

Plastik atıkların doğaya ulaştıktan sonra güneş ışığı, dalga ve mekanik aşınmayla mikroplastiklere ve daha küçük boyutlarda nanoplastiklere dönüşebildiğine işaret eden Ağırbaş, Ege ve Akdeniz kıyılarında karşılaşılan tablonun önemine dikkat çekti.

Antalya, Mersin, Adana ve Muğla gibi doğal ve turistik açıdan değerli bölgelerde mikroplastiklere rastlanmasının hiçbir kıyının bu tehdidin dışında olmadığını gösterdiğini ifade eden Ağırbaş, denizlerde düzenli çevresel izlemenin önemini vurguladı.

“Mikroplastiğin Kaynağı Sandığımızdan Daha Geniş”

Ağırbaş, plastik kirliliğiyle mücadelede temel sorunun yalnızca doğadaki plastik miktarını tespit etmek olmadığını belirterek, kaynağın ve doğaya karışma noktalarının ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

Mikroplastik kirliliğinin yalnızca evsel atıklardan kaynaklanmadığına dikkat çeken Ağırbaş, ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerin yanı sıra tekstil lifleri, sentetik halılar, lastik aşınması, balıkçılık ekipmanları ve bazı endüstriyel faaliyetlerin de bu kirlilikte rol oynadığını belirtti.

“Geleceğin Malzemelerine Yatırım Yapmalıyız”

Alternatif malzemelerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının dönüşümün önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Ağırbaş, biyobozunur veya doğayla daha uyumlu seçeneklerin uygun kullanım alanlarında tek kullanımlık plastiklere alternatif oluşturabileceğini ifade etti.

Ağırbaş, bununla birlikte bir malzemeyi başka bir malzemeyle değiştirmenin tek başına yeterli olmayacağını belirterek, tek kullanımlılığın azaltılması, yeniden kullanımın artırılması, ürünlerin yaşam döngüsünün uzatılması ve geri dönüşümün güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Hem İnsan Sağlığı Hem de Gıda Güvenliği Meselesi”

Mikroplastiklerin çevre boyutunun yanı sıra insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ağırbaş, bu parçacıkların deniz canlıları tarafından alınabildiğini ve besin zinciri üzerinden insanlara ulaşabildiğini belirtti.

Ağırbaş, mikroplastiklerin içme suyunda, gıdalarda ve deniz suyundan elde edilen tuzda tespit edilmesinin konunun yalnızca bir çevre politikası olmadığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen çevre ve sıfır atık çalışmalarının plastik kirliliğiyle mücadelede önemli bir ortak zemin oluşturduğunu belirten Ağırbaş; Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır ve Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un sorumluluk alanlarındaki çalışmalarının da mücadelenin birbirini tamamlayan unsurları olduğunu ifade etti.

“Sorunu Yerinde Görüyor, Çözümü Sahada Arıyoruz”

Sıfır Atık Vakfı olarak plastik kirliliğini sahada ele aldıklarını belirten Ağırbaş, Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da gerçekleştirilen saha çalışmalarına dikkat çekti.

Ağırbaş, bu çalışmalarla plastiklerin karasal alanlardan nehirler ve diğer su kaynakları üzerinden denizlere nasıl taşındığının, hangi kaynaklardan geldiğinin ve mevcut atık yönetimi uygulamalarının yerinde incelendiğini aktardı.

Bu çalışmaların önemli bir sonraki adımının 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Türkiye Plastik Atık Çalıştayı olduğunu belirten Ağırbaş, çalıştayda plastik atıkların azaltılmasından geri dönüşüme, sanayide yeşil dönüşümden biyobozunur ve alternatif malzemelerin teşvikine kadar birçok başlığın ele alınacağını ifade etti.

“Mahalle Mahalle Büyüyen Yerel Çevre Seferberliği”

Plastik kirliliğiyle mücadelede ulusal politikaların yanı sıra yerel katılımın da belirleyici olduğunu vurgulayan Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün önemine dikkat çekti.

Bu iş birliğiyle 81 ildeki 50 bini aşkın muhtarlığın sıfır atık çalışmalarına daha güçlü biçimde dahil edilmesinin hedeflendiğini belirten Ağırbaş, muhtarlıkların vatandaş ile kamu arasındaki güçlü yerel temas noktaları olduğuna işaret etti.

Ağırbaş, sıfır atık anlayışının mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmasının atığın kaynağında azaltılması, doğru ayrıştırılması ve çevre bilincinin güçlendirilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirtti.

“Türkiye’nin Deneyimini Dünyayla Paylaşıyoruz”

Sıfır Atık yaklaşımının uluslararası boyutuna da değinen Ağırbaş, Dünya Ekonomik Forumu ile Sıfır Atık Vakfı arasında geliştirilen iş birliğinin Türkiye’nin sıfır atık deneyiminin küresel ölçekte paylaşılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Ağırbaş, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim-tüketim modellerinin geliştirilmesi için yerelden küresele uzanan güçlü bir dönüşüm zemininin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

“COP31’e Giden Yolda Türkiye’nin Yeni Vizyonu”

COP31’e giden süreçte Türkiye’nin ortaya koyacağı vizyonun plastik atıkların toplanmasının ötesine geçmesi gerektiğini belirten Ağırbaş, daha az tüketen, yeniden kullanan, kaynaklarını verimli değerlendiren, alternatif malzemelerde inovasyonu destekleyen ve döngüsel ekonomiyi güçlendiren bir Türkiye hedefinin önemine dikkat çekti.

Ulusal politikalar ile yerel uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulması gerektiğini ifade eden Ağırbaş, bilimsel veriye dayalı politikaların mahallelerden okullara, işletmelerden üretim tesislerine kadar günlük yaşamın her alanında görünür hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

“Geleceği Korumak Bugünün Alışkanlıklarını Değiştirmekten Geçiyor”

Ağırbaş, yazısının sonunda Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık anlayışının yeni bir aşamaya taşınması gerektiğini vurguladı.

Ağırbaş, geleceğin malzemelerinin bugünden seçilmesi, doğaya ulaşan atığın kaynağında önlenmesi, toplumun yerelde dönüşümün parçası haline getirilmesi ve küresel iş birlikleriyle elde edilen deneyimin dünyayla paylaşılması gerektiğine dikkat çekti.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, yazısını şu ifadelerle tamamladı:

Çünkü bugün attığımız her adım, yarının denizlerini belirleyecek. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık anlayışını şimdi yeni bir aşamaya taşımanın zamanı geldi: Geleceğin malzemelerini bugünden seçmek, doğaya ulaşan atığı kaynağında önlemek, yerelde toplumun tamamını bu dönüşümün parçası haline getirmek ve küresel iş birlikleriyle elde ettiğimiz deneyimi dünyayla paylaşmak.

Önümüzdeki dönem, yalnızca atıkların daha iyi yönetildiği değil, atığın hiç oluşmadığı, kaynakların daha verimli kullanıldığı ve doğayla uyumlu üretim ve tüketim modellerinin güçlendiği bir dönem olmalı.

Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu vizyonun da temelinde bu anlayış var: Geleceği korumak, bugünün alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor.

Gelecek hepimize emanet.''