“Görünür Atıktan Görünmeyen Tehdide”

30 Ağu 2026

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türkiye gazetesinde yayımlanan ‘’Görünür Atıktan Görünmeyen Tehdide’’ başlıklı yazısında plastik kirliliğinin yalnızca kıyılardaki atıklardan ibaret olmadığını; üretimden tüketime, atık yönetiminden su kaynakları ve denizlere uzanan çok katmanlı bir sorun olduğunu değerlendirdi. Ağırbaş, çözüm için plastiğin bütün hayat döngüsünün ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türkiye gazetesinde kaleme aldığı “Görünür Atıktan Görünmeyen Tehdide’’ başlıklı yazısında, plastik kirliliğinin çevresel etkilerine dikkat çekerek, sürdürülebilir ve bütüncül çözümlerin önemini vurguladı.

Ağırbaş, doğayla kurduğumuz ilişkinin geleceğini bugün verdiğimiz kararlarla belirlediğimizi ve satın aldığımız bir ürünün, onu ne kadar süre kullandığımız, yeniden değerlendirip değerlendirmediğimiz ve kullanım ömrünün sonunda nereye gittiği; yalnızca günlük hayatımızı değil, toprağın, suyun ve denizlerin geleceğini de etkilediğini belirtti. 

Ağırbaş şöyle devam etti:

‘’Kıyıya vuran plastikler, nehirlerde taşınan ambalajlar ve denizlerde görülen parçacıklar, çok daha büyük bir sistemin görünen yüzünü oluşturuyor. Asıl mesele, atık tabiata ulaşmadan önce başlıyor. Ürünün nasıl tasarlandığı, hangi ham maddenin kullanıldığı, ne kadar süre kullanılabildiği ve kullanım sonrasında nasıl yönetildiği, çevresel etkinin temelini oluşturuyor. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin 2017 yılında başlattığı “Sıfır Atık Hareketi”nin Türkiye’ye kazandırdığı en önemli bakış açılarından biri de bu. Sıfır atık yalnızca atıkların ayrıştırılması veya geri dönüştürülmesi değil; israfın azaltılması, kaynakların verimli kullanılması, yeniden kullanımın yaygınlaştırılması ve üretim-tüketim alışkanlıklarının dönüştürülmesini kapsayan bir hayat kültürü.’’

‘’Depozito Yönetim Sistemi  Daha Sürdürülebilir Atık Anlayışına Geçişi Destekliyor’’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un sıfır atık ve plastik kirliliğiyle mücadele alanında ortaya koyduğu kararlı yaklaşımının da bu dönüşüm sürecinin önemli yapı taşlarından birini oluşturduğunu vurgulayan Ağırbaş, Murat Kurum’un liderliğinde hayata geçirilen “Depozito Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülemeyen tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik düzenlemeler, kaynakların verimli kullanıldığı ve döngüsel ekonominin güçlendirildiği daha sürdürülebilir bir atık yönetimi anlayışına geçişi desteklediğini de belirtti.

‘’Çözüm İçin Plastiğin Bütün Hayat Döngüsüne Bakılmalı’’

Samed Ağırbaş, plastik meselesinin yalnızca kıyılarda görülen atıklardan ibaret olmadığını; üretimden tüketime, atık yönetiminden su kaynaklarına ve nehirlerden denizlere uzanan çok katmanlı bir problem oluşturduğunu dikkat çekti. Ağırbaş, plastik atığın doğaya ulaştığında sürecin sona ermediğini; güneş ışığı, dalga hareketleri, sıcaklık değişimleri ve mekanik aşınma, büyük plastik parçalarının zaman içerisinde daha küçük parçalara ayrılmasına yol açtığını ifade etti.

Çözüm için plastiğin bütün hayat döngüsüne bakılması gerektiğini vurgulayan Ağırbaş, ‘’Soruyu yalnızca “Ne kadar plastik topladık?” şeklinde sormamalıyız. “Ne kadar plastiğin tabiata ulaşmasını engelledik?” sorusunu da merkeze almalıyız.’’ dedi.

‘’Her Bölgenin Sorunu ve Kaynağı Aynı Değil’’

Sıfır Atık Vakfı olarak valilikler ve şehrin paydaşları ile Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da yürütülen saha çalışmalarına değinen Ağırbaş, "Plastik kirliliğini yerel şartlarıyla birlikte değerlendirmemiz açısından büyük önem taşıyor. Çünkü her bölgenin sorunu ve kaynağı aynı değil. Kıyı turizmi, tarım, sanayi, kentleşme, nehir havzaları ve atık yönetimi altyapısı farklı bölgelerde farklı etkiler oluşturabiliyor. Bu sebeple “Her yere aynı çözüm” yerine, mahallî veriye dayalı bir model geliştirmeliyiz. Kirliliğin yalnızca miktarını değil, kaynağını ve hareket güzergâhını anlamalıyız. Bir ilde su kaynaklarının korunması öne çıkarken başka bir şehirde tarımsal atıklar, sanayi kaynaklı kirlilik veya atık yönetimi öncelikli olabilir. Kıyı şehirlerinde ise deniz ve plastik kirliliği daha belirgin hâle geliyor" ifadelerini kullandı.

Karada başlayan bir sürecin denizde sonuçlanabildiğini kabul ederek havza yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Ağırbaş, kıyı temizliği kadar kıyının arkasındaki havzayı, nehirleri ve su kaynaklarını korumaya da odaklanılmasının önemine vurgu yaptı.  

‘’Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nda Çözüm Ortak Akılla Ele Alınacak’’

Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı olarak İstanbul’da 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde, 17 bakanlık, 40’tan fazla genel müdürlük ve diğer bütün paydaşların katılımıyla gerçekleştirecek “Türkiye Plastik Atık Çalıştayı”nda çözümün bu perspektifle, ortak akılla ele alınacağını belirterek; "Vatandaşlarımızın bu konuda vicdanını rahatlatan kararların alınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.

Plastik kirliliğine yönelik çalışmaların, 81 ilde yürütülen Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarıyla da güçlendirildiğini ifade eden Ağırbaş, “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” anlayışıyla yürütülen bu sürecin, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ihtiyaçların, tecrübelerin ve çözüm önerilerinin ortak bir zeminde buluşmasını sağladığını bildirdi. Bunun aynı zamanda COP31 sürecinde Türkiye’nin yalnızca hedeflerini değil, bu hedeflerin sahadaki karşılığını da dünyaya göstermesine imkân verdiğini vurguladı.

‘’81 İlde 50 Bini Aşkın Muhtarlığın Sıfır Atık Çalışmasına Dahil Edilmesi Hedefleniyor’’

Ağırbaş, Millî politikaların kalıcı olabilmesi için yerelde karşılık bulması gerektiğini belirterek; bir okulda yeniden kullanım kültürünün öğretilmesi, bir işletmenin tek kullanımlık ürünleri azaltması, bir belediyenin toplama sistemini güçlendirmesi veya bir mahallenin atığını kaynağında ayrıştırması, ulusal hedeflerin günlük hayattaki karşılığı olduğuna değindi.

Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı olarak İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin teşrifiyle imzalanan iş birliği protokolüyle 81 ilde 50 bini aşkın muhtarlığın sıfır atık çalışmalarına daha güçlü biçimde dâhil edilmesini hedeflediklerini aktardı. Muhtarlıkların, vatandaşla kamu arasındaki en doğrudan temas noktalarından biri olduğuna değinen Ağırbaş, sıfır atık kültürünün mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmasında önemli bir rol üstlenebileceklerine dikkat çekti.

Ağırbaş yazısını şu ifadelerle tamamladı:

‘’Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31, sıfır atık, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği alanındaki deneyimimizi global iklim gündemiyle buluşturmak için önemli bir fırsat. Bu süreç, iklim krizine karşı neyi, nasıl ve ne kadar hızlı değiştirebileceğimiz üzerine düşünmek için önemli bir imkân sunuyor. Bugün iklim krizini konuşurken israfı, aşırı tüketimi ve giderek büyüyen atık sorununu konuşmadan gerçek bir çözümden söz etmek mümkün değil.

İklim eylemini yalnızca emisyon azaltımı üzerinden değerlendiremeyiz. Bir ürünün ham maddesinden üretimine, taşınmasından kullanımına ve kullanım sonrasında nasıl yönetildiğine kadar bütün hayat döngüsü çevresel etkiyi belirliyor. Bu nedenle sıfır atık ve döngüsel ekonomi politikaları iklim eyleminin ayrılmaz parçalarıdır.

Geleceğin denizleri, nehirleri bugün verdiğimiz kararlarda şekilleniyor. Bugün önlediğimiz bir atık, yarının denizine ulaşmayacak. Bugün tekrar kullandığımız bir ürün, yeni bir kaynak tüketimini önleyecek. Gelecek hepimize emanet...’’

Türkiye gazetesinde yayımlanan "Görünür Atıktan Görünmeyen Tehdide" başlıklı yazıyı okumak için tıklayın