Sıfır Atık Vakfı’nın ana partneri olduğu New York İklim Haftası programı kapsamında Harvard Club’da düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, iklim taahhütlerinin nihai yatırım kararlarına ve somut uygulamalara dönüştürülmesi ele alındı. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, özel sektörün iklim eyleminin vazgeçilmez ortağı olduğunu belirterek; politika öngörülebilirliği, risk paylaşımı, proje hazırlığı ve güçlü uygulama planlarıyla küresel sermayenin iklim ve kalkınma açısından yüksek etki yaratacak alanlara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu sıfır atık ve iklim eylemi vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, New York İklim Haftası kapsamında iklim hedeflerinin somut yatırım kararlarına dönüştürülmesine yönelik küresel diyaloğa katkı sundu.
Sıfır Atık Vakfı’nın ana partneri olduğu New York İklim Haftası programı kapsamında Harvard Club’da, Dr. Jean Baderschneider’ın moderatörlüğünde “İklim Hedeflerinden Nihai Yatırım Kararına: COP31 İklim Taahhütlerini Nasıl Yatırıma Dönüştürebilir?” başlıklı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi. İş dünyası ve finans sektöründen temsilcilerin bir araya geldiği toplantıda; iklim taahhütlerinin yatırım yapılabilir projelere dönüştürülmesi, özel sermayenin harekete geçirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik öncelikli adımlar ele alındı. Toplantıda Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan da yer aldı.
Harvard Club’daki “İklim Hedeflerinden Nihai Yatırım Kararına: COP31 İklim Taahhütlerini Nasıl Yatırıma Dönüştürebilir?” başlıklı yuvarlak masa toplantısındaki konuşmasında Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un liderliğinde COP31’e giden süreçte hedeflerden uygulamaya geçilmesinin temel önceliklerden biri olacağını belirterek, iklim finansmanının önündeki engellerin aşılması ve sermayenin yüksek etki yaratacak projelere yönlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Özel Sektör, İklim Eyleminin Vazgeçilmez Ortağı”
Ağırbaş, özel sektörün COP sürecinin ikincil unsuru değil, iklim eyleminin sahadaki uygulamasında vazgeçilmez bir ortak olduğunu ifade etti. Küresel İklim Eylem Gündemi’nin hükümetler, şirketler, yatırımcılar, finans kuruluşları ve sivil toplum arasında somut iklim çözümleri etrafında iş birliği geliştirilmesi açısından önemli bir platform sunduğunu belirten Ağırbaş, COP31’in şirketlerin ve yatırımcıların taahhütlerden uygulamaya geçmesini sağlayacak koşulların oluşturulmasına katkı sunması gerektiğini kaydetti.
Ağırbaş, COP31 Başkanlığı tarafından önceliklendirilen enerji, okyanuslar ve sıfır atık gibi alanlarda daha fazla kaynağın harekete geçirilmesinin önemine işaret etti.
Sıfır atığın yalnızca atıkların yönetilmesiyle sınırlı bir konu olmadığını vurgulayan Ağırbaş, “Sıfır atık; kaynak verimliliğiyle ve tasarlama, üretme ve tüketme biçimlerimizin dönüştürülmesiyle ilgilidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Üç Temel Alana Odaklanmalıyız”
COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak iklim taahhütlerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek için üç temel alana odaklanılması gerektiğini belirten Ağırbaş, bunları politika uyumu ve yatırım ortamında öngörülebilirlik, kapasite ve yenilikçilik ile uygulama planlaması olarak sıraladı.
Politika yapıcılar ile özel sektör arasında daha güçlü bir diyaloğa ihtiyaç olduğunu belirten Ağırbaş, şirketlerin ve yatırımcıların yatırımlarını artırabilmeleri için uzun vadeli ve öngörülebilir politika çerçevelerine, uygun teşviklere ve güçlü yatırım sinyallerine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Ağırbaş, “COP31, yatırımların önündeki engellerin belirlenip giderilebilmesi için politika yapıcılar ile özel sektör arasında daha güçlü bir diyalog kurulmasına yardımcı olmalıdır” dedi.
İkinci başlık olan kapasite ve yenilikçiliğin de yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını vurgulayan Ağırbaş, yapay zekâ başta olmak üzere teknolojik dönüşümün daha çevreci iş modellerinin, daha güçlü proje geliştirme süreçlerinin ve kaynakların daha verimli kullanılmasının önünü açabileceğine işaret etti.
Üçüncü olarak uygulama planlamasının önemine değinen Ağırbaş, iddialı hedeflerin ulaşılabilir ara hedefler ve güvenilir çalışma planlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Ulusal iklim taahhütlerini somut projelere, finansmana ve uygulamaya bağlayan daha net yol haritalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
COP31 “Uygulama” Odağını Güçlendirecek
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un liderliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in iklim hedeflerinin sahada somut sonuçlara dönüşmesine odaklanan bir süreç olarak ilerlemesi hedefleniyor.
Bu kapsamda COP31 Eylem Gündemi aracılığıyla enerji, okyanuslar ve sıfır atık başta olmak üzere öncelikli alanlarda kamu, özel sektör, finans kuruluşları ve sivil toplum arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. İklim finansmanının da bu dönüşümün temel bileşenlerinden biri olarak ele alındığı COP31 sürecinde, taahhütlerin yatırım yapılabilir projelere ve ölçülebilir uygulamalara dönüştürülmesi hedefleniyor.
Ağırbaş, COP31 Eylem Gündemi’nin bu noktada hükümetleri, finans sektörünü, iş dünyasını ve proje geliştiricilerini bir araya getirerek iklim hedeflerinin yatırım yapılabilir fırsatlara dönüşmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
“Dünya Genelinde Önemli Miktarda Sermaye Mevcut”
Toplantının ikinci bölümünde iklim eyleminin önündeki temel engeller ve COP31’e taşınması gereken başlıklar üzerinde duran Ağırbaş, finansman konusunun uygulamanın önündeki kritik meselelerden biri olduğunu belirtti.
Dünya genelinde önemli miktarda sermayenin bulunduğunu ancak bu sermayenin iklim ve kalkınma açısından en yüksek etkiyi yaratabilecek projelere, ülkelere ve topluluklara her zaman ulaşmadığını dile getiren Ağırbaş, asıl meselenin sermayeyi etkin ve adil biçimde yönlendirebilmek ve bu sermayeyi çekebilecek yeterli sayıda yatırım yapılabilir proje oluşturmak olduğunu söyledi.
Bu noktada politika öngörülebilirliği, risk paylaşımı, talep sinyalleri, proje hazırlığı ve güçlü uygulama planlarının birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ağırbaş, iklim yatırımlarının yalnızca finansal çıktılar üzerinden değil, sahada oluşturduğu somut etkiler üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“İklim Eylemi Ölçülebilir Olmalı”
Ağırbaş, iklim yatırımlarının emisyonları ve iklim risklerini azaltırken aynı zamanda insanların yaşamlarını iyileştirmesi ve istihdam oluşturması gerektiğini vurguladı.
Ağırbaş, “İklim eylemi ölçülebilir olmalı. İnsanların yaşamlarını iyileştirmeli. İstihdam yaratmalı. Şirketlerin, hükümetlerin ve toplulukların sürdürebileceği bir geçiş sürecini desteklemeli” ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarında da bu yaklaşımın temel alındığını belirten Ağırbaş, sıfır atık ve enerji alanındaki girişimlerin sahada ölçülebilir sonuçlar üreten, uygulanabilir ve finanse edilebilir projelere dönüştürülmesinin önemine işaret etti.
Antalya’dan Etiyopya’ya Uzanan Uygulama Köprüsü
COP31 için artık sınırlı bir zaman kaldığını, ardından Etiyopya’nın ev sahipliğinde COP32 sürecinin başlayacağını hatırlatan Ağırbaş, Antalya’nın iklim hedefleri ile uygulama arasındaki boşluğun kapatılması açısından önemli bir eşik oluşturabileceğini ifade etti.
COP31 ile COP32 arasında uygulama ve finansman ekseninde güçlü bir köprü kurulabileceğini belirten Ağırbaş, Antalya’da alınacak kararların ve ortaya konulacak taahhütlerin COP31 sonrasında da sürdürülebilecek somut mekanizmalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Ağırbaş, toplantıda yatırımcı ve şirket temsilcilerine yönelik, “Finansmanın önünü birlikte nasıl açabiliriz?” sorusunu gündeme getirerek, özel sektörün ihtiyaçlarının ve yatırım kararlarını etkileyen koşulların COP31 sürecinde daha güçlü biçimde ele alınması gerektiğini vurguladı.
New York’taki buluşmanın, iklim taahhütlerinin yatırım kararlarına ve somut uygulamalara dönüştürülmesi için iş dünyası, finans sektörü ve kamu arasında ortak bir anlayış geliştirilmesine katkı sunması hedeflenirken, Sıfır Atık Vakfı da sıfır atık, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim-tüketim modellerinin iklim eyleminin güçlü bileşenleri hâline gelmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Çerez Politikası
Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlere yer veriyoruz. Sitemizi kullandığınız sürece Veri Politikamızı kabul etmektesiniz.