Emine Erdoğan Öncülüğünde Başlayan Sıfır Atık Hareketi, Dünyanın İklim Gündemini Belirleyen Bir Ekosisteme Dönüşüyor

21 Eyl 2026

Sıfır Atık Vakfı; sıfır atık yaklaşımını atık yönetiminin ötesine taşıyarak iklim eylemi, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği, sürdürülebilir şehirler, gençlik, çocuk ve aile programları, gıda sistemleri, sulak alanlar, plastik kirliliği ve uluslararası iş birliklerini aynı dönüşüm perspektifinde buluşturuyor. Birleşmiş Milletler’den COP31 sürecine, mahalle muhtarlarından finans sektörüne, gençlerden akademiye ve sivil topluma uzanan çok katmanlı çalışmalarla Vakıf, Türkiye’de ortaya çıkan sıfır atık vizyonunun küresel ölçekte uygulanabilir bir modele dönüşmesine katkı sağlıyor.

Sıfır Atık Vakfı, faaliyetlerini dar kapsamda atığın azaltılması veya geri dönüşüm oranlarının artırılması çerçevesinde değil, doğal kaynakların korunması, üretim ve tüketim modellerinin dönüşümü ve gelecek nesiller için daha dirençli bir dünya inşa edilmesi hedefiyle sürdürüyor.

Sıfır Atık Hareketi’nin Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliği ve vizyonu, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un yürüttüğü süreç çerçevesinde Vakıf; kuruluşundan bu yana Türkiye’deki deneyimin uluslararası alanda paylaşılması ve farklı coğrafyalarda uygulanabilir çözümlere dönüştürülmesi için çok paydaşlı bir çalışma modeli oluşturuyor.

Bu yaklaşımın merkezinde ise sıfır atığın sadece çevre politikalarının bir alt başlığı olmadığı; iklim, ekonomi, kalkınma, şehirleşme, sağlık, gıda ve kaynak güvenliğiyle doğrudan ilişkili bütüncül bir dönüşüm alanı olduğu anlayışı bulunuyor.

Birleşmiş Milletler ile Uluslararası Zeminde Güçlenen Vizyon

Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarının en önemli boyutlarından birini, sıfır atık yaklaşımının Birleşmiş Milletler çatısı altında güçlenen uluslararası konumu oluşturuyor.

2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi, ulusal sınırları aşan bir çevre ve sürdürülebilirlik gündemine dönüştü. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 14 Aralık 2022 tarihinde Türkiye’nin öncülüğünde 30 Mart’ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etmesi, BM bünyesinde Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu’nun kurulması ve sıfır atık yaklaşımının küresel gündemde kurumsal bir karşılık bulması önemli kilometre taşlarından biri oldu. Sıfır Atık Vakfı da bu küresel farkındalığın kalıcı politikalar ve uygulamalarla desteklenmesine yönelik çalışmalar yürütüyor.

30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler programlarında Türkiye’nin sıfır atık vizyonu uluslararası paydaşlarla buluşturulurken; Vakıf farklı ülkelerden kamu temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla temaslarını sürdürüyor. Bu çalışmaların temel hedeflerinden biri, sıfır atık yaklaşımını tekil uygulamalardan çıkararak ülkelerin kendi koşullarına uyarlayabileceği bir politika ve uygulama çerçevesine dönüştürmek.

COP31 Yolunda Sıfır Atık, İklim Eyleminin Ana Unsuru Haline Geliyor

Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 süreci de bu çalışmaların en kritik başlıklarından birini oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından COP31 Başkanı olarak görevlendirilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum, başkanlık sürecini “uygulama” ekseninde yürütürken sıfır atık ve döngüsel ekonomiyi COP31 Eylem Gündemi’nin temel başlıkları arasına yerleştiriyor. Başkanlığın açıkladığı COP31 öncelikleri arasında sıfır atık ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, yeşil sanayi, iklim finansmanı, dayanıklı şehirler, gıda güvenliği, gençlerin katılımı ve okyanusların korunması yer alıyor.

Vakıf Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş’ın yürüttüğü çalışmalarla sıfır atık yaklaşımının COP31 gündeminde iklim eyleminin tamamlayıcı unsurlarından biri olarak konumlandırılması, kamu ve kamu dışı aktörlerin iklim hedefleri doğrultusunda daha etkin biçimde bir araya getirilmesi amaçlanıyor.

Bu kapsamda Vakıf ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu Ofisi; Birleşmiş Milletler kuruluşları, hükümetler, uluslararası kuruluşlar, şehirler, özel sektör, akademi ve sivil toplumla çok sayıda temas gerçekleştiriyor. Ankara’da BM Türkiye ve ilgili bakanlıkların katılımıyla gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarından uluslararası iklim zirvelerini de kapsayan platformlara kadar pek çok alanda COP31 hazırlıkları ve Türkiye’nin sıfır atık vizyonu ele alınıyor. Vakfın yürüttüğü çok katmanlı model, çalışmaları yalnızca zirve ayağıyla sınırlı tutmayıp yerel sorunları ulusal ve uluslararası gündeme taşıyor.

Bu süreçte ortaya konulan yaklaşımın temelinde, iklim hedeflerinin sadece emisyon azaltımıyla değil; sıfır atık anlayışının teması olan kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi, döngüsel üretim ve tüketim modellerinin yaygınlaştırılması ve atığın kaynağında azaltılmasıyla bir bütün olarak ele alınması yatıyor.

İstanbul’dan Antalya’ya Uzanan Uluslararası Buluşma

Bu vizyonun en görünür platformlarından biri, 1–7 Haziran İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında 5–7 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da ikincisi gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu oldu.

“Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” temasıyla düzenlenen Forum; 183 ülkeden temsilci, 500’ün üzerinde kurum ve kuruluş ile 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getirdi. Devlet temsilcileri, 120’nin üzerinde bakan, 200’den fazla belediye başkanı, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri; hükümetler, şehir yönetimleri ve gençler arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırladı.

Forum kapsamında şehirlerin iklim eylemindeki rolü, gençlerin dönüşüm süreçlerine katılımı, gıda kayıpları, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği gibi başlıklar çok taraflı oturumlarda ele alındı. Böylece Sıfır Atık Forumu, bir farkındalık organizasyonu olmanın ötesinde, COP31 öncesinde farklı aktörlerin çözüm, ortaklık ve uygulama modellerini geliştirdiği uluslararası bir buluşma zemini oluşturdu.

İstanbul, Sıfır Atık’ın Başkentine Dönüşüyor

Sıfır Atık Vakfı’nın şehirler alanındaki çalışmalarında İstanbul özel bir konumda bulunuyor. İstanbul Valiliği himayelerinde, Vakıf koordinasyonunda gerçekleştirilen İstanbul Sıfır Atık Haftası (1–7 Haziran 2026), 39 ilçeyi kapsayan geniş bir programla hayata geçirildi. Hafta kapsamında 1.500’ün üzerinde program gerçekleştirilirken, İstanbul’un küresel ölçekte “Sıfır Atık Başkenti” kimliğini güçlendirecek projeler, farkındalık çalışmaları ve dijital kampanyalar yürütüldü.

Haftanın toplumla doğrudan buluşan ayağında ise Atatürk Havalimanı’nda 4–7 Haziran tarihleri arasında Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle Sıfır Atık Festivali düzenlendi. “Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilen ve 1 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayan festival; yenilenebilir enerji uygulamaları, enerji teknolojileri, kültür-sanat etkinlikleri ve Sıfır Atık Müze gibi alanlarıyla çevre ve iklim gündemini günlük hayatla buluşturdu.

Bu yaklaşım, sıfır atığın salt kamu kurumlarının sorumluluğunda bulunan teknik bir süreç değil, kentte yaşayan herkesin katılımıyla şekillenen bir yaşam kültürü olduğunu ortaya koyuyor.

Yerelden Ulusala Uzanan 81 İl Yaklaşımı ve Mahalle-Köy Modeli

Vakıf, küresel çalışmalarını Türkiye'nin yerel dinamikleriyle eş zamanlı yürütüyor. 2026 yılı çalışmaları kapsamında “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” yaklaşımıyla 81 ilin tamamını kapsayacak şekilde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları başlatıldı.

İlgili valiliklerin himayesinde; belediyeler, üniversiteler, il müdürlükleri, tarım ve orman teşkilatı, sivil toplum ve yerel paydaşların katılımıyla yürütülen çalıştaylarda Sakarya, Gaziantep ve Van başta olmak üzere illerin kendi çevresel sorunları, atık yönetim kapasiteleri ve yerel iyi uygulamaları masalara ayrılarak ele alınıyor ve şehir özelinde hedef belgeleri oluşturuluyor.

Yerel model, sadece il merkezleriyle sınırlı kalmayıp mahalle ve köy ölçeğine kadar indiriliyor. İçişleri Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında, sıfır atık yaklaşımının 81 ilde görev yapan muhtarlara ulaştırılması için eğitim süreci başlatıldı. İlk uygulaması Antalya’da yaklaşık 300 muhtarın katılımıyla düzenlenen “Geleceğe İz Bırak Muhtarlar Buluşması” ile hayata geçirilen bu proje, vatandaşın gündelik hayatına en yakın kamu temsilcileri üzerinden sıfır atığı en alt yerel birime taşımayı hedefliyor.

Plastik Kirliliğine Karşı Yaşam Döngüsü Yaklaşımı

Sıfır Atık Vakfı’nın 2026 gündemindeki en kritik alanlardan biri plastik kirliliğiyle mücadele oldu.

Ağustos ayında Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı Şehir Koordinasyon Toplantıları ile kıyı illerinin plastik atık yönetimi, kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunması ve döngüsel ekonomi öncelikleri ele alındı. Ardından 31 Ağustos–1 Eylül tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen ve kamu, akademi, sivil toplum ile uzmanları bir araya getiren Türkiye Plastik Atık Çalıştayı gerçekleştirildi.

“Gelecek İçin Sıfır Atık – Ortak Akıl Platformu” kapsamında düzenlenen bu çalıştayda, plastik kirliliğinin azaltılması ve Türkiye’nin 2053 plastik vizyonuna yön verecek politika önerileri şekillendirildi. Vakıf, plastik süreçlerini sadece geri dönüşüm kapasitesiyle sınırlamayıp; ürünlerin tasarımından üretimine, tüketiminden bertarafına kadar bütün yaşam döngüsünü, nehir ve deniz kirliliğinin önlenmesini ve alternatif malzemelerin geliştirilmesini hedefliyor.

Mavi ve Yeşil Dönüşüm Aynı Zeminde Buluşıyor

Sıfır Atık yaklaşımının karasal alanlarla sınırlı kalamayacağı anlayışıyla deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunması, atıkların nehirler yoluyla taşınmasının önlenmesi, kıyı temizliği ve mavi ekonomi başlıkları aynı çerçevede yürütülüyor.

Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri, Antalya’da tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından uydu takip cihazı takılarak Akdeniz’e bırakılan genç yeşil deniz kaplumbağası Hanzala projesi oldu. Bilim insanlarının takibiyle yürütülen çalışma, deniz kaplumbağalarının göç ve beslenme rotalarının yanı sıra deniz çayırlarının dağılımına ilişkin bilimsel verilerin elde edilmesine katkı sağlıyor.

Sulak Alanlarda Yerinde Tespit ve Saha Çalışmaları

Su kaynaklarının korunması ve sulak alanlar, Vakfın 2026 yılı saha çalışmalarında yeni bir ivme kazandı. Türkiye genelinde 120’den fazla sulak alanda yerinde inceleme ve istişare çalışmaları yürütmeyi hedefleyen Vakıf; sorunları sahada tespit edip yerel halk, kadınlar, öğrenciler ve kamu kurumlarıyla çözüm geliştiriyor.

Bu kapsamda, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2020 yılından bu yana koruma çalışmalarının sürdüğü Van Gölü Havzası’nda Temmuz ayında geniş katılımlı bir çalıştay düzenlenerek havzanın çevresel, tarihi, ekonomik ve turizm potansiyeli bütüncül olarak ele alındı. Bir diğer saha örneği olan Eber Gölü’nde de yerinde incelemeler yapılarak gölün çevresel durumu ve yerel aktörlerin sürece katılımı değerlendirildi.

Gençler, Çocuklar ve Aileler Dönüşümün Aktörü Oluyor

Vakıf, gençliği sürdürülebilirlik gündeminin gelecekteki paydaşı değil, bugünün dönüşüm aktörü olarak konumlandırıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile geliştirilen iş birliği çerçevesinde gençlerin iklim politikalarına katılımı, sürdürülebilir yaşam kültürü ve çevre gönüllülüğü destekleniyor.

Çocuklar ve aileler de bu eğitim modelinin merkezinde yer alıyor. 2026 yılında UNICEF ile iklim krizi karşısında çocukların ve gençlerin farkındalığını artırmaya yönelik iş birliği başlatıldı. Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF Türkiye ve Vakıf iş birliğinde Aydın’da "Türkiye Çocuk Hakları Komitesi 81 İl COP31 Buluşmaları Tanıtım Programı" düzenlendi.

Ayrıca Vakıf bünyesinde 20 Temmuz–20 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenen Anne-Çocuk Sıfır Atık Programı ile yaklaşık 750 kişiye eğitim, atölye ve tiyatro etkinlikleriyle sıfır atık ilkeleri ve sürdürülebilir günlük yaşam alışkanlıkları kazandırıldı.

Eğitimden Akademiye, Bilgiden Uygulamaya: Enstitü ve Veri Merkezi

Sıfır Atık Vakfı, kalıcı dönüşümün güçlü bir bilimsel altyapı ve nitelikli insan kaynağı ile mümkün olacağı anlayışıyla akademik iş birliklerini kurumsallaştırıyor. YÖK ile imzalanan İş Birliği Protokolü ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde kurulan Sıfır Atık Enstitüsü, atık yönetimi ve iklim kriziyle mücadelede teknoloji odaklı araştırmalar geliştirmek ve disiplinler arası lisansüstü eğitimle uzman kapasitesi yetiştirmek üzere faaliyete geçti. Vakfın tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik lisansüstü burs programları da genç araştırmacıları destekliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle çocuklara yönelik sıfır atık eğitimleri ve anne-çocuk programları sürdürülürken, bilimsel alanda TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü ile 2025'te imzalanan protokol meyvesini verdi. 2017’den bu yana yapılan 9 Antarktika ve 5 Arktik bilim seferindeki atık yönetimi, mikroplastik kirliliği ve karbon ayak izini ele alan 18 makalelik “Kutuplarda Sıfır Atık” kitabı 2026 yılında yayımlandı.

Saha uygulamalarının veriye dayalı politikalarla desteklenmesi amacıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile imzalanan protokolle Uluslararası Sıfır Atık Veri Merkezi hayata geçirildi. Veri Merkezi; sıfır atık, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği alanında uluslararası düzeyde güvenilir, karşılaştırılabilir ve ölçülebilir göstergeler üreterek mevcut veri boşluklarını kapatmayı hedefliyor.

Gıda, Su ve Kaynak Güvenliği

Vakfın çalışma alanlarında gıda kayıplarının azaltılması ve su kaynaklarının korunması stratejik bir yer tutuyor. Gıda israfının önlenmesi; iklim değişikliği, yoksulluk ve gıda güvenliğiyle birlikte ele alınırken; sulak alanlar, göller ve akarsulara yönelik projelerle su verimliliği şehirlerin ve ekonominin geleceği açısından değerlendiriliyor.

Sanayi ve Finans Sektörüyle Döngüsel Ekonomi Hamlesi

Çevresel dönüşüm ile ekonomik dönüşüm arasındaki bağı merkeze alan Vakıf; döngüsel ekonomi doğrultusunda atığın ekonomik değere dönüştürülmesi, işletmelerin döngüsel üretime geçişi ve yeşil yatırımlar için finansal araçların geliştirilmesini hedefliyor.

Bu doğrultuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile 2026 yılında imzalanan kapsamlı iş birliği protokolü; üretim süreçlerinde kaynak verimliliğinin artırılmasını, atıkların ikincil hammadde olarak değerlendirilmesini, temiz teknoloji ve yeşil üretimin teşvik edilmesini amaçlıyor. Finans sektörüyle geliştirilen iş birlikleri ise sıfır atığı bir "maliyet azaltma" unsuru olmanın ötesine geçirerek yeni yatırım, istihdam ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor.

Kamu, Özel Sektör ve Uluslararası Ortaklıklar

Sıfır Atık Vakfı’nın çalışma modeli, bakanlıklar, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum ve özel sektör arasında kurulan çok paydaşlı protokollere dayanıyor. Uluslararası alanda ise Dünya Ekonomik Forumu, Birleşmiş Milletler kuruluşları, Dünya Bankası ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen temaslar sayesinde Türkiye'nin deneyimi dünyaya taşınırken, küresel iyi uygulamalar da ulusal sürece entegre ediliyor.

Yeni Dönem: Taahhütten Uygulamaya Geçiş

Sıfır Atık Vakfı’nın önümüzdeki dönemdeki çalışmalarının merkezinde uygulama kapasitesinin artırılması yer alıyor. COP31 süreci, Vakfın uluslararası çalışmalarında yeni bir ölçek oluştururken; plastik kirliliğinden döngüsel ekonomiye, şehirlerden gençliğe, gıdadan suya kadar farklı alanlarda geliştirilen çalışmaların ortak hedefi, sürdürülebilirlik taahhütlerini somut uygulamalara dönüştürmek.

Türkiye’den Dünyaya Uzanan Yeni Bir Dönüşüm Dili

Kuruluşundan bu yana Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu doğrultusunda ortaya çıkan ortak perspektif, sıfır atık kavramının sınırlarını genişletiyor. Atığın kaynağında azaltılmasından döngüsel üretime, şehirlerin dönüşümünden iklim diplomasisine, plastik kirliliğinden deniz ekosistemlerine, gençlerin katılımından akademik araştırmalara kadar uzanan çalışmalar, sıfır atığı bütüncül bir dönüşüm yaklaşımına dönüştürüyor.

Türkiye’nin 2017 yılında başlattığı Sıfır Atık Hareketi, bugün Birleşmiş Milletler gündeminden COP31 sürecine kadar geniş bir zeminde karşılık buluyor. Sıfır Atık Vakfı ise bu sürecin kurumsal ve uluslararası taşıyıcılarından biri olarak; "Dünya Ortak Evimiz" anlayışıyla, çevreyi korumanın ötesine geçen, kaynakların adil ve verimli kullanıldığı yeni bir dönüşüm anlayışının geliştirilmesine katkı sunuyor. Nihai hedef, sıfır atığı dönemsel bir çevre politikası olmaktan çıkarıp ülkelerin kalkınma stratejilerinin, şehirlerin yönetim modellerinin ve küresel iklim eyleminin kalıcı bir unsuru haline getirmek.