COP31 Şampiyonu Ağırbaş: “İklim Eylemi Belirli Çevrelerle Sınırlı Kalmamalı”

22 Nis 2026

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, 22 Nisan Dünya Günü kapsamında dünyanın önde gelen çevre temalı yayın kuruluşu EARTHDAY.ORG’a verdiği kapsamlı röportajda, küresel iklim eyleminin hızlandırılması, taahhütlerin ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmesi ve adil geçiş sürecinin güçlendirilmesine ilişkin stratejik değerlendirmelerde bulundu. 

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, EARTHDAY.ORG Brezilya ve Latin Amerika Bölge Direktörü Rodolfo Beltrán’a verdiği röportajda, Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) giden sürecin yalnızca diplomatik bir takvim değil, aynı zamanda uygulama odaklı yeni bir dönemin başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.

COP31 sürecine ilişkin önceliklerini detaylandıran Ağırbaş, son yıllarda gerçekleştirilen iklim zirvelerinin oluşturduğu birikimin korunarak daha ileri taşınmasının kritik olduğunu ifade etti. COP28’de fosil yakıtlardan uzaklaşma yönünde atılan adımların, COP29’da iklim finansmanı başlığında kaydedilen ilerlemelerin ve COP30’da Ulusal Katkı Beyanlarının uygulamaya dönük şekilde ele alınmasının önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Ağırbaş, bu çerçevede temel hedeflerinin Paris Anlaşması doğrultusunda uygulamayı hızlandırmak ve mevcut eylemleri daha geniş ölçeklere taşımak olduğunu dile getirdi. Ağırbaş, Bu doğrultuda şehirler, özel sektör, finans kuruluşları, sivil toplum ve yerel aktörler arasında güçlü ve çok katmanlı iş birliklerinin tesis edilmesinin belirleyici olacağını vurguladı.

“İklim Eylemi Politika Yapıcılar ve Belirli Uzman Çevrelerle Sınırlı Kalmamalı”

Ağırbaş, iklim eyleminin yalnızca politika yapıcılar veya belirli uzman çevrelerle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, iklim söyleminin toplumun tüm kesimleri tarafından anlaşılabilir hale getirilmesinin önemine işaret ederek, “İnsanlar iklim değişikliğini 1,5 derecelik bir sıcaklık hedefi olarak algılamıyor. Onlar bunu açlık, kuraklık, sel, sıcak dalgaları, kötü hasatlar, artan gıda fiyatları ve giderek artan atıklar aracılığıyla yaşıyor. Bu birbiriyle bağlantılı gerçekleri ele almak, iklim eylemini hem anlaşılır hem de uygulanabilir hale getiriyor” dedi.

İklim eğitiminin, sürdürülebilir bir gelecek inşasında temel araçlardan biri olduğunun altını çizen Ağırbaş, “Çevresel farkındalığın artırılması ancak bütüncül ve çok paydaşlı bir eğitim yaklaşımıyla mümkün olabilir. Örgün ve yaygın eğitim sistemlerinin; kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve yerel topluluklarla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Geleneksel ve yerel bilginin de bu süreçte değerli bir referans kaynağı olarak değerlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Gençler Dönüşümde Kritik Bir Rol Üstleniyor”

Gençlerin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini belirten Ağırbaş, “Gençlerin hem kamuoyu oluşturma hem de karar alma süreçlerine etki etme kapasitesi giderek artıyor. Kuşaklar arası diyaloğun güçlendirilmesi, daha güçlü ve hesap verebilir iklim politikalarının oluşmasına katkı sağlayabilir” diye konuştu. 

Küresel ölçekte eğitim sistemlerine ilişkin mevcut tabloya da değinen Ağırbaş, “Ulusal müfredatların önemli bir bölümünde iklim değişikliği konusu yeterince yer bulamıyor. Biyolojik çeşitlilik gibi kritik başlıklar sınırlı ölçüde ele alınıyor. Öğretmenlerin önemli bir kısmı iklim konularını etkin şekilde aktarabilmek için gerekli donanıma değil. Buna karşılık, iklim eğitiminin yalnızca sınıflarla sınırlı kalmaması gerekiyor. Yaşam boyu öğrenme yaklaşımıyla becerilerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor” dedi. 

İklim eyleminin ekonomik boyutuna da kapsamlı şekilde değinen Ağırbaş, bu sürecin yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma fırsatı sunduğunu ifade etti. 

“İklim Dostu Altyapı Alanları Yeni İstihdam Oluşturabilir”

“İklim dostu politikalara yatırım yapan ülkeler; enerji güvenliği, ekonomik dayanıklılık ve yeni nesil sektörlerde liderlik açısından avantaj elde ediyor. Temiz enerji yatırımları halihazırda istihdam yaratırken, sermaye akışını hızlandırarak halk sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşturuyor” diyen Ağırbaş; yenilenebilir enerji teknolojilerinin birçok durumda fosil yakıt alternatiflerine göre daha rekabetçi hale geldiğini söyledi. Ağırbaş, doğru politika setleriyle enerji verimliliği, sürdürülebilir ulaşım ve iklim dostu altyapı alanlarında milyonlarca yeni istihdam oluşturulabileceğini ifade etti.

Şehirlerin bu dönüşümde kilit rol oynayacağını vurgulayan Ağırbaş, temiz toplu taşıma sistemlerinin yaygınlaştırılması, atık yönetiminin geliştirilmesi, yeşil alanların artırılması ve enerji verimli yapıların teşvik edilmesi gibi uygulamaların hem emisyonların azaltılmasına hem de yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayacağını belirtti. Bu kapsamda geliştirilecek politikaların yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda sosyal uyumu ve toplumsal dayanıklılığı da gözetmesi gerektiğini ifade etti.

“İklim Eylemi İçin Finansman ve Uluslararası İş Birliklerinin Rolü Belirleyici”

İklim eyleminin hayata geçirilmesinde finansman ve uluslararası iş birliklerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Ağırbaş, “Mevcut çözümler büyük ölçüde hazır ancak bu çözümlerin yaygınlaştırılması için gerekli finansman ölçeğine ulaşmak temel bir ihtiyaç. İklim finansmanı, verilen taahhütler ile sahadaki uygulamalar arasındaki en kritik bağlantı noktası. Sivil toplum güven ve hesap verebilirlik sağlıyor. Özel sektör ise inovasyon ve yatırım kapasitesiyle sürece ivme kazandırıyor” dedi. 

Küresel ölçekte iklim finansmanının artırılmasına yönelik hedeflerin önemine değinen Ağırbaş, gelişmekte olan ülkelere sağlanacak desteklerin artırılması ve iklim yatırımlarının ölçeklendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede, farklı aktörler arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin, iklim eylemini münferit projelerden çıkararak sürdürülebilir ve yaygın çözümlere dönüştüreceğini vurguladı.

“COP31 Süreci İklim Eylemi Hedefleri İçin Tarihi Bir Fırsat Sunuyor”

Ağırbaş, değerlendirmelerinin sonunda adil geçiş ilkesine özel bir vurgu yaparak, iklim eyleminin hızlı olduğu kadar kapsayıcı ve hakkaniyetli olması gerektiğini söyledi. “Ekonomik dönüşüm süreçleri toplumun hiçbir kesimini geride bırakmamalı.Özellikle mevcut sistemlere bağımlı sektörlerde çalışan bireyler ve kırılgan topluluklar için yeni fırsatlar oluşturulmalı” diyen Ağırbaş, şöyle devam etti:

"Adil bir geçiş; yeni istihdam alanları yaratılması, yerel ekonomilerin güçlendirilmesi ve bireylerin yeni beceriler kazanmasının desteklenmesiyle mümkün olabilir. Gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları ve finansal kapasiteleri doğrultusunda bu süreçte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. İklim finansmanı taahhütlerinin yerine getirilmesi, kayıp ve zarar mekanizmalarının güçlendirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir altyapı yatırımlarının desteklenmesi kritik. COP31 süreci bu hedefler doğrultusunda tarihi bir fırsat sunuyor."